News

  Türk (Ekonomik) Birligi ?

        Sovyetler Birligi’nin dagilmasinin ardindan, bagimsizligini kazanan ülkeler arasinda Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan’in olmasi, öte yandan bu ülkelerin enerji kaynaklari bakimindan yüksek düzeyde bir ihraç potansiyeline sahip olmasi, sözkonusu ülkelerin siyasi bagimsizliklarinin yanisira ekonomik bagimsizliklarini da gerçek anlamda elde etmeleri açisindan en temel dayanak noktasidir. 
        Süphesiz ki yeni Türk Cumhuriyetlerinin enerji kaynagi ihraç potansiyeli, enerji kaynaklari açisindan büyük oranda disa bagimli olan Türkiye’nin de bu handikaptan kurtulmasi için firsat olmustur. Bu cumhuriyetlerle ekonomik, siyasi ve kültürel alanda saglikli iliskilerini gelistirmesinin de etkisiyle, petrol ve dogal gazin, Türkiye üzerinden geçirilerek bati pazarlarina ulastirilmasi ve bu aktarimdan pay almasi, Türkiye’nin hem enerji maliyetini büyük oranda düsürecek, hem de önemli bir gelir kaynagi olacaktir. Enerji kaynagi naklinin Türkiye üzerinden gerçeklestirilmesi, süphesiz Türkiye'nin kitalar arasi jeopolitik önemini de arttiracaktir.
        Ancak Türkiye ve yeni Türk Cumhuriyetleri arasindaki ekonomik iliskinin adinin, “Türk Ekonomik Birligi”, “Türk Ortak Pazari” ve biraz da hissi ve hamasi duygularin harekete geçirmesiyle “Türk Birligi” seklinde bir olusuma giden yol olarak seslendirilmesi dogru degildir. Hatta bu sekilde bir seslendirme ve hedef belirleme, Türk Cumhuriyetleri arasindaki ekonomik iliskilerin arzu edilen seviyede gelismesine bazi engellerin konulmasinda ve enerji kaynaklarinin bati piyasalarina ihracina iliskin temel güzergahlarin tespitinde, Türkiye geçisli hatlarin gecikmesinde ve/veya gerçeklesmeme ihtimalinde en önemli nedenlerden biridir. Bu bakimdan zaman zaman, Iran geçisli hat dahil olmak üzere, bazi alternatif enerji kaynagi nakil hatlari gündeme getirilmektedir. 
        Türkiye’nin önüne çikan firsatlari degerlendirerek, enerji ihraç hatlarinda geçis ülkesi olmasi ile hem ekonomik açidan gelisme kaydetmesi hem de yeni Türk Cumhuriyetleri ile iliskilerini gelistirmesi; ancak bu süreçte hem Bati çikarlari ile bagdasacak hem de Bati’ya alternatif muhtemel olusumlara zemin hazirlama gibi bir niyetinin olmadigini yansitacak sekilde bölgeye iliskin bir politika takip etmesi ile mümkün olabilecektir. Özellikle bagimsizligini kazanan yeni Türk Cumhuriyetleri ile iliskilerini daha hizli gelistirmesindeki engellerin ve Türkiye geçisli enerji kaynagi nakil hatlarinin germeklesmesindeki endiselerin giderilmesi için, Türkiye’nin, birinci olarak bölgede medeniyetler arasi sinir ülkesi olma firsatini degerlendirerek, gönüllü kuruluslar tarafindan baslatilan ve resmi kurumlarca benimsenen medeniyetler arasi diyalog girisimlerinde daha aktif rol almasi gerekmektedir. 
        Ayrica Türkiye, “Birlik” ve “Orak Pazar” ifadelerini çagristirmayacak bir mahiyette, basta Azerbaycan olmak üzere, diger Türk Cumhuriyetleri ile ekonomik iliskilerin gelistirilmesini saglayacak “isbirlikleri”ne önem vermelidir. Hatta bu iliskilerin diger bölge ülkelerini kapsamasina da özen gösterilmelidir.
        Eger Türkiye ekonomik ve stratejik açidan kendine sunulan bu firsatlari degerlendiremezse, yeniden sekillenen dünyada etkinligini kaybedecek ve saf disi kalabilecektir.
        Türkiye’de yasanan ekonomik krizler ve siyasi dalgalanmalar, firsatlari degerlendirme bakimindan en önemli engeller ve bölgeye iliskin politikasini gözden geçirmesini gerektiren en önemli isaretlerdir. Bu nedenle Türkiye’nin ekonomik krizlerden kurtulamayisi ve en son yasanan ekonomik kriz süreci de bir tesadüf olarak görülmese gerek.
 

 

İletişim Adresleri:

aras_on@hotmail.com

onaras@qafqaz.edu.az