HAZAR'DA OLUŞAN ZARARLI DIŞSALLIKLAR VE ÇÖZÜM
ÖNERİLERİ
Dr.
Osman Nuri ARAS
1. Giriş
1938 yılında petrol üretimine başlanan Hazar Denizi'nde tabiat ve
çevreyi koruma hususlarının gözardı edilmesi, denizin ve denize dökülen
nehirlerin ve çayların atıklarla kirletilmesi, su seviyesinde görülen
yükselme ve katı atıklar özellikle 1950'li yılların ortalarından itibaren
Hazar'da zararlı dışsallıkların kümülatif olarak büyümesine neden olmuştur.
Hazar Denizi'nde oluşsan sözkonusu zararlı dışsallıkların başında
çevre sorunları ve balıkçılık sektöründe gözlenen olumsuz gelişmeler
gelmektedir. Zararlı dışsallığa çözüm noktasında temel eksikliklerin varlığı
ise olumsuzlukların büyümesine neden olmaktadır.
Bu çalışmada zararlı dışsallıkların teorik çerçevesi çizildikten
sonra, Hazar'daki zararlı dışsallıklar, nedenleri ve zararlı dışsallıklara
çözüm önerileri üzerinde durulacaktır.
2. Zararlı Dışsallıklar
Zararlı dışsal ekonomiler, ekonomsal karar vericilerin eylemlerinin
diğer birimler için zarara neden olduğu, fakat eylemi gerçekleştiren birimin
bu zararı karşılamak için herhangi bir ödemede bulunmadığı durumlarda
sözkonusudur.
Üretimde zararlı dışsallıklar bir grafik (Şekil:1.) yardımıyla şöyle
açıklanabilir : MC: Marjinal Maliyet, P: Fiyat, MR:Marjinal Gelir, Q:Üretim
Miktarı olmak üzere, bir firmanın üretimi ve bunun sosyal maliyeti dikkate
alındığında; firma özel marjinal maliyetlere katlanarak belirli bir miktarda
üretim yapacaktır (Q1). Ancak bu miktarda üretimin marjinal dışsal maliyete
neden olduğu varsayılsın. Yani üretim sonucu hava ve su kirliliği gibi
toplumun katlanmak zorunda kaldığı bazı zararlı dışsallıklar ortaya
çıkmaktadır.
MSC
C,P MC
P
O Q2 Q1
Her bir firma, "MC = P" şartlarında dengeyi sağlamaktadır. MC sadece
firmaya ait özel maliyetleri kapsamaktadır. Yani bu maliyetlerin içerisinde
zararlı dışsallıktan kaynaklanan marjinal dışsal maliyetler yer
almamaktadır. Bu maliyetlerinde hesap edildiği varsayıldığında toplam
maliyetler, bir başka ifadeyle marjinal sosyal maliyetler (MSC), MC'nin
kapsadığı marjinal özel maliyetler ve marjinal dışsal maliyetlerin (MEC)
toplamına eşit olacaktır: MSC = MC + MEC
MC = P olması sonucu P < MSC olduğundan dolayı sözkonusu üretime ayrılan
kaynaklar optimal olmamış olacaktır. Şayet, firmanın dışsal maliyeti de
yüklenmesi sözkonusu olursa üretim düşerek Q2 olacaktır. Bu ise yatırımcılar
tarafından istenmeyen bir durumdur ve dolayısıyla bunun maliyeti topluma
marjinal maliyet olarak yansımaktadır. MSC > MC olması nedeniyle marjinal
sosyal maliyet eğrisi özel marjinal maliyet eğrisinin üzerinde olacaktır.
İki eğri arasındaki fark marjinal dışsal maliyeti göstermektedir.
Özel ve sosyal maliyetler arasındaki farklılaşmalar, tam rekabet
şatlarında dahi yanlış kaynak dağılımına neden olacaktır. Kaynak dağılımının
optimal olamaması ise tam rekabet şartlarının toplumsal maksimum refahı
sağlamaya yetmeyeceği demektir . Sonuçta sosyal refah maksimizasyonu için
gerekli olan şartlar geçersiz olacaktır.
Ekonomik uygulamalar sonucu oluşan zararlı dışsallıklar, kalkınma
çabalarının doğurduğu çevre sorunlarının temel kaynaklarında biri ve en
önemlisidir .
Dışsallık kavram olarak ekonomik faaliyetlerin toplumsal ve çevresel
zararlarının maliyetler içerisinde bilerek göz ardı edilmesine yol açtığı
nedeniyle Capra, Gore ve Schiller gibi düşünürler tarafından eleştirildiği
görülmektedir. Capra, iktisatçıların teorik modellerine uymaması nedeniyle
toplumsal ve çevresel maliyetleri görmemezlikten geldiklerini söylerken,
Gore dışşallık kavramını "entelektüel bir hile" olarak görmektedir. Schiller
de kirlilik maliyetlerine dışsallık olarak bakılması durumunda, firmaların
kirliliğe neden olan mallardan maliyetlerine kıyasla daha fazla
üreteceklerini ifade etmektedir .
Zaralı dışsallık sorunun çözülebilmesi için, dışsal maliyetin firma
maliyetlerine yansıtılması gerekmektedir. Böyle bir durumda firmalar zararlı
dışsallığa neden olmamak için kendilerini kontrol etme ve sınırlama yoluna
gideceklerdir.
3. Hazar'da Oluşan Zararlı Dışsallıkların Nedenleri
1. Petrol Üretimi: Hazar Denizi'nin kirlenmesinde temel nedenlerin
başında petrol tesisleri ve rafinerileri gelmektedir. Kirliliğin nedenleri
arasında petrolün çıkarılması ve bir çok petrol işlemesi, kimya, metalurji
ve enerji üretim tesislerinden işlenmiş suyun denize akıtılması yer
almaktadır. Kirlilik, Bakü ve Sumgayıt şehirlerinin denizin suyundadır.
Abşeron'da petrol çıkarılması ile birlikte hem yer üstü hem de yar altı
tabakasının hidrosferası hayli değişmiştir .
Petrol kuyularının yakınlarındeki yerlerde, deniz dibinde atık
şeklinde yığılmış petrol ve petrol mahsullerinin kalınlığı 1.5 metreye
ulaşıyor. Böyle bir durum Bakü sahillerinde de sözkonusu ve buralardaki
kalınlık 2.5 metreye kadar varmaktadır. Bu durum, buralardaki flora ve
faunanın azalmasına neden olmaktadır.
Hazar Denizi'nden çıkarılan petrolün kıyıya ulaşımını sağlamak
amacıyla muhtelif istikametlerde petrol boruları çekilmiştir. Yüksek
tuzluluğa sahip Hazar Denizi'nde metal borularının aşınmaya karşı
korunmasının temin edilmesi gerekmektedir. Bu, suyun kirlenmesini önlemek
için de gereklidir. Genelde karaya nisbetle deniz yataklarının keşfinde
muhtelif kazalar olmakta ve bunlar zararlı dışsallıklar olarak ekolojik
dengeye etki etmektedir .
2. Suların Yükselmesi: Hazar'daki en büyük çevre problemi su
seviyesinin yükselmesi gözükmektedir. Bu problemin ana kaynağı iklim ve
tektonik sebeblerdir. İklimdeki değişmeler ve Hazar'la Azak denizini
birbirine bağlayan boğaz aracılığıyla ciddi bir su sirkülasyonunun meydana
getirilmesi ve Deniz yüzeyinde oluşan petrol lekelerinin buharlaşmayı
engellemesi gibi sebebler birinci planda su seviyesinin artması dolayısıyla
bağlantılı çevre problemlerinin ortaya çıkmasına sebeb olarak
gösterilebilir.
Suların yükselmesi ile birlikte sular altında kalan petrol
yataklarından meydana gelen sızmalar Hazar'ın ekolojisi için en ciddi
problemlerin temel kaynaklarından biridir .
3. Nehir ve Çaylarla Gelen Atıklar. Hazar denizi kıyılarında
insanların faaliyetlerinden kaynaklanan çevre sorunları içinde en başta
gelen sorunlardan biri de, bizzat denizin ve denize dökülen nehirlerin ve
çayların atıklarla kirletilmesidir. Hesaplamalara göre sadece 1987 yılında
Hazar'a 13 milyon ton petrol ürünleri, 746 ton demir, 6.611 ton yağ, 938 ton
sentetik maddeler, 186 ton fenol, iki bin ton diğer zehirli maddeler v.s.
atılmıştır .
Çevre koruma teşkilatlarının verdiği malumatlara göre ise Hazar'a sadece
1992 yılında 6799 ml m3 arıtılmamış kirli sular akıtılmıştır. Bu suların
3424 ml m3’ü Rusya, 1708 ml m3'ü Azerbaycan, 1655 ml m3'ü Kazakistan, 13 ml
m3'ü Türkmenistan tarafından akıtılmıştır .
Ayrıca 75 milyon tona yakın da çeşitli kimyevi atıklar
nehirler-çaylar vasıtasıyla Hazar'a gelmiştir. Kirlilik denizde ufuki
istikamette büyük mesafelere akıntılar vasıtasıyla taşınmaktadır. Hazar'da
kirliliğin yayılma hızı 15-20 cm/saniye'dir. Bu da Volga vasıtasıyla Hazar'a
akan zararlı atıkların deniz akıntısı vasıtasıyla 15-20 gün sonra İran
kıyısına ulaşması demektir .
Nehir ve çayların etrafında, arazisinden geçtiği ülkelerin büyük
sanayi merkezleri yerleşmiştir. Buralardan arıtmaya tabi tutulmadan kirli
sular nehirlere-çaylara akıtılıyor. Örneğir Kür nehri iki-üç ülkenin kirli
sularını Hazar'a akıtmaktadır. Azerbaycan arazisine dahil olan Kür nehrinde
fenollarla kirlenmenin son yıllarda normalden 5-10, hatta bazı durumlarda
10-30 kat çok olduğu ifade edilmektedir .
Her yıl Hazar Denizi'ne 11.4 milyar metreküp kirli atık su akıtılır.
Bunun 10.2 milyar metreküp kadarı Volga nehrinin sularıyla gelmektedir.
Kirli atıkların 522 milyon metreküp kadarı Kura nehri sularıyla Hazar'a
karışır. Bu atıkların 497 milyon metreküp kadarı Ermensitan (Kura'nın kolu
olan Aras) ve Gürcistan'ın atıklarıdır.
Hazar kıyısı ülkeleri yılda denize 12 milyar m3 kirli su akıtırken,
Hazar Denizi yılda 150 000 ton petrol ürünü, 2 400 ton sentetik madde ve
diğer atıklarla kirletilmektedir. Azerbaycan arazisinden ise Hazar
Denizi'nin 3 bin tondan fazla petrol ürünü, 28 bin ton kanalizasyon atığı,
74 bin ton sülfat, 315 bin ton klorit, 25 bin ton fenol ve asitfenik
akıtılmaktadır. Toplam Azerbaycan'dan 250 milyon m3, Ermenistan'dan Kür
nehri üzerinden 600 milyon m3 kirli su akıtılmaktadır .
4. Katı Atıklar: Katı atıklar da önemli oranda kirlenme sebebi
olarak görülmektedir. Zira katı atıkları gerektiği gibi depolama imkanı
bulunmadığından dolayı, bu atıklar genel olarak açık yerlerde depolanmakta,
bu atıklar içinde yeralan zehirli toksinler çeşitli yollarla yeraltı
sularına karışmakta oradan da Hazar Denizine kadar ulaşabilmektedir. Hazar
Denizi'ndeki balıklarda görülen ölümlerde bu toksinlerin büyük etkisi vardır
.
4. Hazar'da Oluşan Zararlı Dışsallıklar
1. Çevre Kirliliği: 1938 yılında petrol üretimine başlanan Hazar
Denizi'nde tabiat ve çevreyi koruma hususlarının gözardı edilmesi sonucu
özellikle 1950'li yılların ortalarından itibaren, çevre sorunları kümülatif
olarak büyümüştür. Sonuçta Hazar tam bir felaket sahnesine dönüşmüştür . O
dönemde ekolojik dengenin korunmasına ilişkin olarak bazı kararlar
alınmasına karşın, alınan kararlar sadece kağıt üzerinde kalmıştır.
Hazar Denizi'nin okyanuslara çıkışı yoktur. Dolayısıyla denizin su kütlesi
kendi dahilinde dairevi hareket etmektedir. Bu, okyanuslara, açık denizlere
nisbeten Deniz'in su kütlesinin iç ve dış muhite karşı "kendini koruma" ve
"kendini temizleme" kabilyetinin zayıf olması demektir .
Petrol üretiminin çevre ve insanlara verdiği zarar önemli bir
düzeydedir. Odlar Yurdu, milli gelir dağılımı, ekonomik gelişme ve sosyal
refah bakımından Sovyet Cumhuriyetleri arasında sonuncu sıralarda yer
almasına karşın, çevre ve atmosferin kirlenmesi, buna bağlı olarak çocuk
ölümleri bakımından üst sıralarda olmuştur. 1988'de atmosfere 801.4 ton
zehirli madde bırakılmıştır. Başka bir deyişle, fert başına 115 kilo her
km2'ye ise 10 tona yakın madde isabet etmiştir.
Bakü'nün yer aldığı Abşeron Yarımadası'nda bir petrol kuyusunun
etrafında zarar gören toprağın çapı yaklaşık olarak 100 metredir. Bu bölgede
kuyular arasında mesafenin 200-250 metre olduğu dikkate alınırsa, petrol
üretimi ile ilgili olarak işe yaramaz hale gelen toprak önemli bir yekün
tutmaktadır.
Petrol madenlerinin oldukça fazla suya ihtiyacı vardır. "Tekrar Usule" göre,
1 ton petrol çıkarmak için laylara tahminen 1.9 ton su vermek gerekir.
Yeniden toprak üstüne çıkan bu petrollü sular yalnız toprağı değil, aynı
zamanında su kaynaklarını da kirletirken sun'i bataklıkların oluşmasına
neden olmaktadır.
Hazar'daki petrol kuyularından çıkarılan petrol Deniz'in devamlı
olarak kirlenmesine neden olmaktadır. Hazar Denizi'nin güney kısmında 700
metre derinlikte bile 1 litre suda 0.4-6.3 miligram petrol tespit
edilmiştir.
2. Balık Üretiminin Düşmesi: Hazar Denizi'nin Dünya piyasasındaki
önemini arttıran sektörlerden birisi olan balık sektörü üzerinde Hazar'da
petrol üretiminin olumsuz etkileri önemli düzeydedir. Özellikle mersin
balığı üretimi ve bu balığın ürünü olan siyah havyar üretimi önemli bir
ekonomik gelir kaynağıdır. Bugünkü haliyle BDT devletleri arasında Hazar
havzası balık avının % 55-56’sı yiyecek balık avının % 40-42’si balık
konserve mahsullerinin 50’si bu bölgeden sağlanmaktadır.
Ancak 1929-1930 yıllarla birlikte Hazar'a dökülen akarsuların
üzerine inşa edilen hidrotermik santrallerin, deniz kıyısına inşa edilen
sanayi kuruluşlarının, şehirlerdeki sanayi kuruluşlarının genişlemesi ve
bunların olumsuz sonuçları Hazar Denizinin hidroloji, biyoloji rejimine
menfi tesirini artırmıştır .
Volga ve Kura nehirlerinde kurulan sulama ve enerji amaçlı baraj
gölleri, kıymetli balıkların yumurtlama su sahalarının azalmasına yol
açmıştır. 1959-1985 arasındaki dönemde söz konusu sebeplerden dolayı sadece
Volga'nın kirlenmesi ve barajlar yüzünden balık kaybı 5 milyon tonun
üzerinde olmuştur. Bunun 750.000 tonu havyarlarıyla meşhur mersin balığı
türleridir.
Yem organizmaları (filtratörler), yoğun bir şekilde petrol
hidrokarbonları toplayıp biriktirirler. Bu nedenle Hazar Denizi'nde canlı
hayat (biyosenez) sürecinde petrolle kirlenme yüzünden ilk olarak filtratör
organizmalar etkilenerek yok olmaktadırlar. Halbuki sözkonusu organizmalar,
balıkların da başlıca yemidir. Bu durumda balıklar, zehirli toksidatları
veya bunları içeren diğer bitki ve organizmaları yemektedirler. İkinci halde
petrol, balıkların dokusunda daha uzun süre kalıyor. Yıllardır süren
petrollü kirlenme, Hazar Denizi'nde canlı türlerini, sayısını ve
biyokitlesini değiştirmektedir .
Denizin kirlenmesi ve kirliliğin kaynağı haline getirilmesi balık
üretimi ve geliştirilmesine olumsuz tesir yapmıştır. Bu olumsuz tesir Volga
üzerinde özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında gerçekleştirilen sanayileşme
hareketleriyle daha da ivme kazanmıştır. 60’lı yıllara gelindiğinde bu
olumsuz tesir kendisini iyice hissettirmiştir.
Hazar Denizi'nde tutulan balıkların ve onlardan alınan havyarın 1990'daki
rakamları ele alındığında önceki yıllara göre son derece düşük kaldığı
görülmektedir. 1913’de tahminen 1500 milyon Ruble, 1936’da 996 milyon Ruble,
1956’da 822 milyon Ruble, 1988’de 618 milyon Ruble, 1990’da ise 602 milyon
Ruble olarak gerçekleşmiştir. 1990 yılında bölgeden 11 milyon ham petrol ve
4 milyar metreküp gazdan toplam 370 milyon Ruble gelir elde edilmiştirki, bu
rakam aynı yıl Hazar'da yakalanan balıklardan elde edilen gelirden 270
milyon Ruble azdır .
Hazar, günümüzde zararlı dışsal ekonomi bağlamında ciddi bir ekoloji
felaket bölgesi görünümüne bürünmüştür. Kirliliğe karşı gerekli önlemlerin
alınmaması durumunda birçok bioresurslardan yoksun kalacaktır. Sonuçta en
çok kirlenmeye maruz kalan bölgeler olarak Azerbaycan ve Türkmenistan
kıyılarında gelecek 15 yıl içerisinde denizin 50 metre derinliğinde balık
tutulması önemini kaybedecek ve denizin 30 bin km2 alanı balık üretimi
açısından yoksun kalacaktır .
5. Zararlı Dışsallığı Önlemek İçin Yapılan Çalışmalar
Hazar denizinden petrol ve doğal gaz çıkarılması üzerine önemli adımların
atılması, denizin ekolojik yapısına tesir noktasında rahatsızlığa neden
olmaktadır. Ancak bu rahatsızlığın minimuma çekilmesi noktasında gerekli
önlemleri alma sorumluğu petrol şirketlerine bırakılmıştır. Şirketler
uluslararası faaliyet tecrübeleri ışığında ekolojik sistemi dikkate alan
işletme sistemini tatbik etmek ve aynı zamanda Azerbaycan'daki ilgili
kuruluşlarla işbirliği içerisinde olmakla sorunları çözeceklerdir. Bu
bakımdan, örneğin Şah Deniz yatağında olduğu gibi, bazı protokoller
hazırlanmış ve imzalanmıştır .
Bu çerçevede bu şirketler Azerbaycan Çevre Örgütleriyle devamlı
olarak ortak hareket etmeyi ve çalışmayı kabul etmişlerdir. Bununla birlikte
bu şirketlerin faaliyetinin yanısıra petrol ürünleriyle kirliliğin kimyevi
atıklar, sondaj ve neft çıkarma çalışmalarıyla birlikte kirlenmenin hızlı
bir şekilde çoğalacağı da açıktır .
Yabancı petrol şirketlerinin yararlandığı teknoloji ekolojik
bakımdan daha güvenilirdir ve eski Sovyet teknolojileri ile
karşılaştırıldığında zararsızdır. "Neft Daşları"nda ABD'nin "Pennzoil
Exploration" şirketi ile ortak gaz komppressor istasyonu kurulmuştur. Bu
istasyonla yılda 1.5 milyar metreküp gaz üretilecektir. SOCAR'ın "Güneşli"
yatağında petrol çıkarma ve ulaşım teknolojisinin iyileştirilmesi sonucunda
bileşiminde fenolün konsatrasyonu normalden birkaç defa çok olan atık
sularının gündelik miktarı azalarak, bin metreküpten 80 metreküpe düşmüştür
.
Gereken çevre standartlarının uygulanması için yabancı şirketler ile
Azerbaycan hükümeti, yerli araştırma merkezleri ve GDT-ları arasında
işbirliği sağlanmıştır. Azerbaycan`da faaliyete başlamış ilk petrol
konsorsiyumu olan Azerbaycan Uluslararası Emeliyat Şirketinin (AUEŞ'in)
ekoloji meselelerle ilgili bulunan sağlık, işçilerin tehlikesizliği ve
çevrenin korunması bölümleri vardır.
Bu bölümlerin ekoloji meselelerin çözümüne ve gerekli tedbirlerin
yürütülmesine yöneltilmiş faaliyetlerine hem yerli, hemde yabancı uzmanlar
teşvik edilmektedir. Bölümler içerisinde Azerbaycan İlimler Akademisinin,
Devlet Ekoloji Komitesinin ve yerli araştırma merkezlerinin sunduğu
uzmanlardan araştırma grubu oluşturulmuştur. Bu grub ekoloji araştırmalarda
iştirak ediyor ve ekoloji riskin azaltılmasına yönelik çeşitli yöntemler
tavsiye ediyor. Diğer yabancı şirketler ve uluslararası konsorsiyumlar da
ekoloji meselelerin çözümünde milli ve uluslararası uzmanların yardımına
dayanarak hareket etmektedirler.
Büyük petrol projelerin ekoloji hissesinin hazırlanmasında ekoloji
alanında uzmanlaşmış bir sıra yabancı şirketler de iştirak etmektedirler.
1998 yılına kadar çevrenin durumunu değerlendirmek için alınan örneklerin
araştırılması ülke dışında yapılmaktaydı. Bunun sebebi Azerbaycan`da bu tür
araştırmaların yapılması için gereken laboratuvarların bulunmaması idi. 1998
yılının Mart ayında ingiliz ve yerli uzmanların da teşvik edildiği hususi
ekotoksikoloji laboratuvarı oluşturuldu. Bu laboratuvarın amacı ekoloji
araştırmaların yapılmasını geliştirmek, onların fiyatını düşürmek ve aynı
zamanda laboratuvar işlerinin yöntemlerini ve standartlarını da
yükseltmekdir.
Ayrıca bazı ülkelerin ve yabancı şirketlerin Hazar'da zararlı dışsallığı
önlemeye yönelik girişimlerde bulundukları görülmektedir .
Hazar Körfezi'nin karşı karşıya olduğu ekolojik sorunların
uluslararası şartlara uygun olarak, Azerbaycan hükümeti ve diğer Hazar
ülkeleri, Dünya Bankası, AB (TASİS) yardımı ile Hazar Ekoloji Programı
hazırlanmıştır. Bu programın ilk aşamasını ekolojik problemlerin
araştırılması ve bölgesel strateji çalışma programlarının ve milli faaliyet
planlarının tümünün sistemleştirilmesi üzerinde yapılan çalışmalar
oluşturmaktadır .
Hazar'dan çıkarılan petrolün nakli ile ilgili sorunları önlemek için
de bazı önlemler alınmıştır. Güvenli taşımanın sağlanması amacıyla, ihraç
boru hattı boyunca 6 nasos-istasyon (3'ü Azerbaycan'da, 3'ü Gürcistan'da), 2
basınç azaltım istasyonu (Gürcistan'da), 24 gözetim istasyonu ve 7 gözetim
anahtarı (3'ü Azerbaycan'da, 4'ü Gürcistan'da) kurulması
kararlaştırılmıştır. Ayrıca boru hattı boyunca kazalara ilişkin yönetim ve
organize sisteminin kurulması da kararlaştırılmıştır .
Hazar Denizi'nin sert iklimi, dalgalı, rüzgarlı şartlarında petrol
ve gaz sahalarının gelecekte geliştirilmesi bazı tehlikeleri de beraberinde
getirecektir. Bu durumu da dikkate alarak üretim proseslerinin bunlara karşı
etkili tedbirlerin önceden anlaşmalarda yer verilmesi gerekmektedir .
6. Sonuç ve Öneriler
Bölge ülkelerinin Hazar'da oluşan zararlı dışsallıkları önlemeleri
bu gün için mümkün gözükmemektedir. Zira ülke ekonomileri özellikle
Sovyetler Birliği'nden kopan ülkeler için çok kötüdür. Sanayi kirlenmesi
yönüyle Rusya'dan sonra ikinci sırada yeralan Azerbaycan'daki Ermenistan'la
olan savaşın etkilerinin hala sürmesi bu durumu daha da güçleştirmektedir.
Zira ülkede uzun yıllar insan ve doğal kaynaklar Savaş için kullanılmıştır.
Rusya'nın istikrarsız politikalar peşinde koşan yöneticilerin elinde
istenilen performansı göstermemesi, İran'ın uluslararası arenada yalnız
kalışı ve diğer ülkelerinde özellikle Aral gölündeki çevre felakatiyle
mücadele konusunda tüm gayretlerini oraya yönlendirmeleri, bu sonucu
beraberinde getirmektedir.
Hazar'a kıyısı olan ülkelerin münasebetleri Hazar denizinin statüsü,
ekolojik durumu ve seviyesi ile örtüşmektedir. Hazar havzasında bir çok gaz
ve petrol sahasının keşfi, işlenmesi ve kullanımı bu problemlerin çözümü ile
yakından ilgilidir. Bu bağlamda Hazar'ın statüsünün belirlenmesi ekolojik
durumun ve Deniz seviyesinin gerek çok yönlü tahlili gerekse belirli bir
sonuca ulaşılabilmesi için zaruri ve acil yapılması gerekmektedir.
Bu gün için oluşan problemler için kalıcı bir çözüm bulunamaması ve bölge
ülkelerinin sanayileşme yolunda birbirlerini ya da uluslararası kurumlarca
kontrol edilemeyişleri asıl problemi teşklil etmektedir. Hazar'daki zararlı
dışsallıklara çözüm için öneriler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Azerbaycan yabancı yatırımlarla modern teknolojiyi ülkeye çekmekle
Hazar Denizi'nde petrol çıkarma işlemlerinin ekolojik şartlarını
iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Hazar'ın petrol rezervlerinin geliştirilmesi
sürecinin hızlandırılması çevreye petrol üretiminin olumsuz etkisini
arttırmaktadır. Fakat çevreyi korumanın anahtarı petrol rezervlerinin
geliştirilmesinin durdurulması veya sınırlandırılması değil, rasyonel ve
güvenli üretim yöntemlerinin ve gelişmiş teknolojilerinin, ekolojik
koordinasyonunun ve etkin çözüm yöntemlerinin sunulmasıdır.
Son dönemlerde Hazar Denizi'nin statüsü konusunda geniş bir tartışma
sürdürülmektedir. Uzmanlar, gerek sektörel gerekse bölge paylaşımına göre
yapılacak paylaşımların bölgenin ekolojik yönden korunması gerekse bölge
ülkelerinin milli menfaatlerinin korunmasına dikkat edilmesi gerektiğini
ileri sürmektedir. Bu konuda ne diplomatik, ne ekonomik, ne askeri ve ne de
milli menfaatler Hazar'ın ekolojik dengesinin korunmasından daha üstün
tutulmamalıdır. Zira son dönemde bölgedeki kirliliğin üst seviyelere
ulaşması artık bu hususların hepsine birden hatta dünyanın ekolojik
dengesine etki yapacak bir düzeye ulaşmıştır.
Bu aşamada pratikte Hazar havzası ele alınırken ekonomik, sosyal ve
ekolojik faktörlerin birbirinden ayrı tutulması düşünülmememlidir.
Hazar Denizi'nin jeopolitik durumunun değişikliğe uğraması nedeniyle
zararlı dışsallık konusu ayrı bir önem kazanmıştır. Zira Hazar'a kıyı olan
devlet sayısının beşe çıkması, Hazar Denizi'nin çevre sorunları ile ilgili
olarak beş devletin ortak karar vermelerini gerekli kılmaktadır. Hazar'ın
çevre sorunu beş devletin de ortak sorunudur.
Ayrıca bölgede son dönemde ortaya çıkan yiyecek sıkıntısı karşısında
özellikle ihracata yönelik olarak deniz ürünlerinin bu denli potansiyele
sahip olması karşısında bölge devletlerinin bu meseleye birlikte değinmeleri
kaçınılmaz hale gelmiştir.
Zararlı dışsallıklara çözüm bulunmasına ilişkin yapılacak
işbirliklerinde taraflar öncelikli olarak Hazar'a kıyısı olan ülkeler
olmalıdır. Hem petrol çıkartma da hem de nehirlerdeki kirlilikte tek ülke
etkin değildir. Özellikle Kür çayının kirliliği geçtiği ülkeler tarafından
gerçekleştirilmektedir. Bunun içinde bu ülkeler arası işbirliğinini
gerekliliği ortadadır.
Hazar Denizi'nin su toplama havzası yeryüzününü büyük bir alanını
etkilemektedir. Bu yönüyle bölgenin ekolojik dengeleyicisi olarak
adlandırmak yanlış olmayacaktır. Etkileme alanının genişliği dikkate
alındığında, problemlerinin de uluslararası alana taşınmasının gerekliliği
ortadadır. Yani Hazar'ın ekolojik sorunu globaldir ve uluslararası işbirliği
olmadan problemin çözümü mümkün değildir.
Öte yandan gerek petrol çıkartılmasında gerekse Hazar'a dökülen
nehirlerdeki sanayi atıklarına karşı yürütülecek çevre faaliyetleri ulusal
nitelikten çıkarak günümüzde uluslararası boyutlara ulaşmıştır. Zira bölge
ülkelerinin teknolojileri ve ekonomik imkanları bölgesel ekoloji
problemlerinde tek başlarına yetecek güce sahip değildir.
Atlantik Okyanusu üzerinde oluşan iklim değişiklikleri Avrupa kıtası
üzerinden geçerek Hazar havzasında kendi yerini buluyor. Bu bakımdan Hazar'ı
dünyanın iklim indikatorü olarak adlandırmak mümkündür. Dolayısıyla hem
ekoloji hem de iklim bakımından uluslararası kuruluşlar Hazar'a özel önem
vermelidirler.
Uluslararası kuruluşları Hazar'ın ekoloji problemlerinin çözümüne
çekebilmek için de, başta Hazar kıyısında yer alan ülkelerin, statü
problemine bağlı kalmayarak, birlikte Hazar'ın ekolojisi için konsept
oluşturması ve bu konuda uluslararası anlaşmanın imzalanması gerekmektedir.
Uluslararası bir kuruluş vasıtasıyla zararlı dışsallık konusunda
sorumluluğun tespit edilmesi gerekmektedir. Daha sonra bir program
hazırlanmalı, kaynaklar sağlanarak Hazar'ın çevre sorunları çözülmelidir.
Hazar Denizi'nin doğal servetlerinden yararlanma ve diğer ekonomik
faaliyetlerde bütün Hazar kıyısı devletleri tarafından ilgili uluslararası
şirketlerden, çevreyi korumaya yönelik standartlara uymaları konusunda daha
gerçekçi garanti ve taahhütler istenmelidir.
Nihayet sürdürülebilir gelişme politikası doğrultusunda, seçim
yapmanın mümkün olmadığı enerji kaynağı ve çevre politikalarının birbirini
destekleyecek şekilde olması sağlanmalıdır.
|